13 Haz 2015

Sous Le Ciel De Paris

Paris, Paris, Paris. İlk yurt dışı gezim için tercihim. Paris hakkında ne yazsam, nasıl övsem bilmiyorum. Her sokağı, her köşesi hafızamda hala. Özlediğim tek şehir herhalde. Yazılan onca şarkı, şiir, verilen onca sıfat boşuna değil bence. 

Paris'de 3 gece kaldık ve Şubat ayında gittik. Biraz soğuktu ama benim gibi sıcakta gezmeyi sevmiyorsanız sizde Şubat, Mart gibi ayları seçebilirsiniz. Gitmeden önce çok derin bir araştırma yaptım, hangi gün neresi gezilmeli, nerede dinlenmeli, nereler görülmeli hepsi önemli detaylar. 

Biletimizi Pegasus'dan aldık, Pegasus uçuşları Orly hava alanına iniyor. Otelimiz Notre Dama Katedrali'ne çok yakındı bu yüzden otelimizi bulma konusunda şanslıydık. RER B linenı kulladık ve St Michel Notre Dame durağında indik. Size tavsiyem gitmeden mutlaka metro ağına bakmanız. Çantanızda Metro Haritası olmalı.Çözdükten sonra çok rahat ediyorsunuz. Ayrıca 5 ya da 10 binişlik biletler almalısınız.



Hotel Abbatial St Germain'i tercih ettik. Otel araştırırken herkesin ortak yorumu Paris otellerinin küçük olduğuydu. Bizim kaldığımız otelde küçüktü ama buna hazırlıklı olarak gittiğimiz için olumsuz bir durum yoktu. Hatta otelden çok memnun kaldık. Temiz, rahat ve en önemlisi konumu çok iyiydi.
Otel hakkında tripadvisor'daki yorumumu bağlantıdan görebilirsiniz. 
 http://www.tripadvisor.com.tr/ShowUserReviews-g187147-d222897-r196826426-Hotel_Abbatial_Saint_Germain-Paris_Ile_de_France.html

En çok hoşuma giden şey ise sabah kalktığımda cadde üzerindeki fırınlardan birine uğrayıp sıcak çıkmış kruvasan almak oldu. 

Uçağımız saat 12 gibi Paris'e indi. Trene bindiğimizde ilk karşılaştığımız şey trende akordiyon çalan fötr şapkalı bir amcaydı. Müzik eşliğinde tren yolculuğumuzu yaptıktan sonra Notre Dame Katedrali'nde inip, otelimize ulaştık. 

Hemen kendimizi dışarı attık. Günün yarısına geldiğimiz için otel yakınındaki yerleri görmeyi tercih ettik. İlki tabi ki Notre Dame Katedraliydi. Gotik mimarisi, üzerindeki heykeller, yapılar korkutucu olma özelliğini hala koruyor. :) 







İkinci durağımız ise Luxemburg bahçeleri. Bahçenin bulunduğu bölge de muhteşem.




İlk gün için yemek tercihimiz her yerde bulunan SubWay oldu ve tabi ki  Paris'in simgelerinden biri olan küçük cafelerden birinde kahve içmek.