9 Haz 2015

Midyat'a Doğru


Gezimizin 3. ve son gününde Midyat var. Kaldığımız otelin bize sağlamış olduğu araçla gitmeye karar verdik. Midyat'a giderken 2 yere uğradık. İlki "Dara Harabereleri"ydi. Görülmeden gelinmemesi gereken antik bir köy. İtiraf ediyorum biraz ürkütücü. Özellikle küçük mağaralardan geçen rüzgarların çıkardığı ıslık sesleri sebebiyle sürekli etrafımızı kontrol ediyorduk :) Derinliği ve ıssız oluşu sizi içine çekiyor ve başka bir dünyada olduğunuzu, zamanın ötesine geçtiğinizi hissediyorsunuz. 









Dara Harabereleri'nden sonraki durağımız ise Oğuz Köyü'nün içinde bir evin altında keşfedilen "Zindan"lar. Hiç tahmin etmediğiniz bir yerde. Köyde bir evin altına doğru iniyorsunuz. Biz gittiğimizde henüz Turistik olarak devletin bir işareti veya koruması yoktu. Sadece o evin duvarına kırmızı boyayla "Zindan" yazmışlardı. Biz de merakımıza yenik düşerek o zindana indik. :) İyi ki de indik. İnanılmaz bir yerdi. Karanlık ve dik merdivenlerden aşağı indikçe iniyorsunuz hiç bitmeyecek gibi. Aşağı indiğinizde ise daha da karanlık ve korkutucu oluyor. İçinizin ürperdiğini hissedeceksiniz.




İçimiz oldukça ürperdikten sonra artık Midyat'a gidelim dedik. İlk durağımız Mor Gabriel Manastırı. Yaptığımız hata ise Pazar Ayinini hesaba katmamamızdı. Belirli bölümleri ayin sebebiyle kapalıydı. Buna özellikle dikkat edilmesi gerekiyor. Manastır harikaydı. Özellikle rehber arkadaşların şiveli anlatımları çok renkli. Manastırın bir bölümünde o manastırda yaşamış tüm rahiplerin gömülü olduğu bir oda vardı. Bundan haberi olmayan ben duvara yaslanmış bir vaziyette rehberi dinliyordum. Rehber "burada 300.000 rahibin mezarları vardır" dediğinde o duvardan nasıl kaçtığımı anlatamam :)





Ve sonunda Midyat'a vardık. Midyat'ı yerleşim yeri olarak Mardin kadar beğenmesek de yine de taş evler, ince, sanat dolu el işçilikleri bizi etkiledi. 






Urfa, Mardin, Midyat'ta yaptığımız bu eğlenceli ve harika yolculuğun sonuna geldiğimizde herkesin kafasında aynı cümle "en kısa zamanda bir daha gelelim..."